Böbrek Yetmezliği

böbrekler

Böbrek

Genel Bilgiler
Böbrek karnın arka bölgesinde bulunan 100-150 gram ağırlığında bir organdır. Normal kişilerde sağ ve solda olmak üzere iki adet böbrek bulunur. Toplumda yaklaşık 1000 kişinin bir tanesinde tek böbrek vardır. Tek böbrekli olmanın önemli bir sakıncası yoktur.

Böbreklerin işlevleri
Böbreğin başlıca işlevleri vücut su, tuz, kalsiyum dengesinin sağlanması, idrar aracılığı ile zararlı maddelerin ve ilaçların vücuttan atılması ve hormon, şeker metabolizmasına olan katkılarıdır. Böbrek yetmezliğinde böbreğin bu işlevlerinde bozulma olur. Böbrek yetmezliği ani (akut) veya sinsi (kronik) seyirli olmak üzere iki şekilde gelişebilir.

 

 

Akut böbrek yetmezliğinin nedenleri?

Çok sayıda neden vardır;

1. Ağır kanama, kusma, ishal, yanık sonucu kan basıncında düşme

2. Gebelik: Kanamalar, gebelik zehirlenmesi, sağlıksız koşullarda yapılan düşükler

3. Kalp yetmezliği

4. Böbrek hastalıkları: Nefrit, böbrek damarının tıkanması

5. İdrar yollarında tıkanıklık: Kanser, prostat büyümesi, taşa bağlı tıkanma

6. Ameliyatlardan, özellikle büyük ameliyatlardan sonra

7. İlaçlar: İlaçlara bağlı akut böbrek yetmezliği sık karşılaşılan bir sorundur, bu nedenle ilaçlar kesinlikle doktor denetiminde kullanılmalıdır.

8. Depreme bağlı kas zedelenmeleri

Kronik böbrek yetmezliğinin nedenleri

Türk Nefroloji Derneğinin verilerine göre;

1. Nefrit: Böbrek iltihabıdır.

2. Şeker hastalığı

3. Hipertansiyon

4. Taş, tıkanma, tümör gibi idrar yolu hastalıkları

5. Böbrek kistleri

6. Diğer nedenler

Belirti ve bulgular

Gece idrara kalkma, halsizlik, nefes darlığı, çarpıntı, idrar miktarında azalma, hipertansiyon, el, ayaklar ve göz etrafında şişmedir. Böbrek yetmezliğinin erken dönemlerinde belirtiler çok silik olabilir, tek belirti sık gece idrara kalkma olabilir. Gece idrara kalkma akşam çok sıvı (çay, su, karpuz…) alanlarda veya prostat hastalığı olanlarda da görülebilir. Gece idrara kalkan bir hastada başka bir neden yoksa bunun nedeni böbrek yetmezliği olabilir. Bu nedenle sık sık gece idrara kalkanların mutlaka böbrek yetmezliği yönünden araştırılmaları gereklidir. Bu amaçla kan ve idrar incelemeleri yapılmalıdır.

Tanı

Böbrek yetmezliğinin tanısı kanda üre veya kreatinin isimli maddelerin ölçülmesi ile mümkündür. İdrar incelemesi, radyolojik yöntemler, kanın biyokimyasal incelemesi ve diğer laboratuar incelemeleri böbrek yetmezliğinin nedenini anlamaya yöneliktir.

Tedavi

Akut ve kronik böbrek yetmezliklerinde tedavi farklıdır. Böbrek yetmezliği tedavisi hastanın özelliğine ve böbrek yetmezliğine yol açan hastalığa göre değişir. Tedavi kesinlikle bir doktor denetiminde olmalıdır. Tedavide en önemli nokta eğer var ise kan basıncı düşüklüğü veya yüksekliğinin kontrol altına alınmasıdır. Beslenme, sıvı ve tuz dengesinin sağlanması ve ilaçlar diğer tedavi yöntemleridir.

Akut böbrek yetmezliği olan hastaların böbrekleri iyi ve yeterli tedavi ile genellikle düzelir. Böbrek yetmezliği ilerler ve kalıcı hale gelirse başka tedavi yöntemleri gerekir:

1. Diyaliz

2. Böbrek nakli

**************************************************************

Böbrek taşları nedir ?

Böbrek taşı böbreklerin içinde çeşitli maddelerin kristalizasyonu (taşlaşması) sonucu oluşan maddelerdir. Taşların çoğunluğu kalsiyum oksalat taşları olmakla beraber, bazıları kalsiyum fosfat, ürik asit ve başka maddelerdir. Bu taşlar böbrekte kalabilir, büyüyebilir veya böbreklerden hareket ederek böbrekler ile idrar kesesini birleştiren idrar yollarına ilerleyebilir.

Böbrek taşları kimlerde olur ?

Böbrek taşları erkeklerde kadınlara göre 3 kat daha sık rastlanır. Sıcak mevsimlerde daha sık oluştuğu bildirilmektedir( vücutta su kaybı daha fazla olur). Özellikle diyetin bazı taşların oluşumuna zemin hazırladığı kabul edilmektedir. Böbreklerden süzülen su miktarı ile yakın ilgisi olan böbrek taşları, özellikle vücudu taş oluşumuna yatkın olan kişilerde su kaybı meydana gelmesiyle idrar yoğunlupu artar ve kristalleşme kolaylaşmaktadır. Bunun yanında bol sıvı alan kişilerde de taş oluşumu nadirdir. Diyet, metabolizma değişiklikleri ve bazı hastalıklar da taşların oluşumunda rol oynayan faktörlerdir.



Böbrek taşı ile beraber olan şikayetler

Böbrek taşları dayanılmaz ağrılara neden olabileceği gibi, hiçbir belirti vermeyebilir. İdrar yollarına düşen taşlar ise şiddetli ağrı yapabilir. Ağrı genelde gelip geçici özelliktedir ve taşın olduğu tarafta belin alt kısmı ve yan tarafında ağrı olur. Bazen de karına doğru yayılan bir ağrı olabilir.

Böbrek ve idrar yolları taşlarında tanı yöntemleri

Böbrek taşını teşhis etmek için muayene yapılır ve yeri ile boyutunu belirlemek amacıyla böbrek rontgeni (IVP) ve ultrasonografi yapılır.

Böbrek ve idrar yolları taşlarında tedavi seçenekleri

Birçok taş kendiliğinden düşebilir ve bu yüzden küçük boyuttaki taşların düşmesine şans tanınabilir. Yapılan tetkiklerde düşmeyecek bir taş olduğu kanaatine varılırsa tedavi için şu yöntemler uygulanabilir.

Taş Kırma (ESWL): Bu yöntemde şok dalgaları verilerek taş kırılır ve idrar yollarına zarar vermeden kırıntılar haline dönüşür ve idrar ile atılır

Üreteroskopi: Bu işlemde kamera kullanılarak idrar yollarına direkt gözle görülerek taşlar ya kırılır veya kırılmadan dışarı çıkarılır.

Perkütan Taş Kırma: Sırttan bir delikten kamera ile böbreğe girilir ve gözle görülerek böbrek içindeki büyük taşların kırılmasında kullanılan yöntemdir.

Açık Cerrahi Girişim: Burada taş olan böbrek tarafı açılır ve taş çıkarılır. Günümüzde gelişen teknoloji ile açık cerrahi yapılan böbrek taşları vakaları azalmıştır.

Böbrek taşlarının tekrar oluşumunu engelleme

En önemli tedbir bol su içilmesidir. Su kristalleşmeyi engelleyerek taş oluşumunu engellemektedir. Ayrıca taşın kimyasal yapısına göre kan ve idrar testleri yapıldıktan sonra diyette de bazı ayarlamalar yapılabilir.



Böbrek Hastalıkları ve Beslenme

Böbrek vücutta oluşan atıkların atılmasından sorumlu olan organlarımızdan birisidir. Böbreğin süzme işlevinde gelişen bozulma ve bu bozulmanın sonucunda kanda üre düzeyinin yükselmesi böbrek hastalığı olarak tanımlanır.



Böbrek fonksiyonlarındaki bozulma yapılan kan ve idrar tetkikleri ile belirlenir. Böbrek yetmezliği tanısı, böbrek boyutlarının ölçülmesi ve böbrek yetmezliğine neden olan durumun saptanması ile konulur.



Böbreklerde geçmiş dönemde oluşan hasar, böbrek yetmezliği oluşana kadar hiçbir belirti vermeden gelişebilir.



Böbrek hastalıklarının çoğunlukla karşılaşılan nedenleri ve belirtileri bilindiği takdirde sağlık uzmanlarından yardım alınarak ileri dönemde böbrek yetmezliği engellenebilir.



Çok küçük yaşlardan itibaren dikkatli olunması gerekir. Örneğin çocukluk döneminde oluşan boğaz enfeksiyonları uygun biçimde tedavi edilmelidir.



Diyabet ve yüksek tansiyonu (hipertansiyon) olan kişiler mutlaka takip edilmeli, tedavileri yapılmalı ve her sene rutin olarak sağlık kontrollerini gerçekleştirmelilerdir.



Genetik yatkınlıktan dolayı ailede böbrek yetmezliği olan kişilerin varlığında riskin artacağı bilinmelidir.



BÖBREK HASTALIKLARI VE BESLENME



Yediğimiz besinlerin metabolizması sırasında ortaya çıkan artık maddeler, büyük oranda böbreklerimiz tarafından atılırlar. Böbreklerde süzme işleminin aksadığı hastalıklarda, besinlerimize özellikle dikkat etmemiz gerekmektedir. Aldığımız besinler vücudumuza metabolik yönden belirli bir yük getirmektedirler.



Böbrek hastalıklarında diyetin kişiye özel planlanması çok önemlidir kişinin yaşı, boy uzunluğui, htiyacı olan protein miktarı, vücut ağırlığı ve böbrek fonksiyon durumuna göre büyük farklılıklar gösterebilir ancak genel olarak



* Böbreğe yük yaratacak aşırı süt, yumurta, et grubu ürün tüketimi

* İçeriği bilinmeyen katkı maddesi olan yiyecekler

* Konserve, turşu, salamura, sucuk, pastırma, sosis

* Sakatatlar

* Tuz ve tuzlu yiyecekler

* Kuruyemişler, kurutulmuş meyveler

* Çikolata

* Et suyu

* Meşrubatlar, kahve, kakao, boza, nescafe

* Tahin, pekmez, tahin helvası

* Muz, kavun

* Kurubaklagiller, bulgur, mısır

* Tarhana

* Patates



gibi besinlerde sınırlama yapmak gerekebilir



Öneriler:



* Böbrek hasataları sırnılı beslenmek durumunda kaldıkları için pişirme sırasında yiyeceklerin besin öğeleri özelliğini yitirmemeleri gerekmektedir.

* Kızartma yöntemi ile pişirme yerine haşlama yöntemi uygulanması daha yararlıdır.

* Potasyum sınırlaması var ise sebzeler pişirilirken ilk haşlama suları dökülür. Böylece potasyum alımı azaltılmış olmaktadır.

* Besinlerin kolay sindirilebilecek şekilde pişirilmeleri gerekir.

BÖBREKLERİMİZİ TANIYALIM

 

Böbrekler vücudumuzun en önemli organlarındandır. Bel omurlarımızın her iki yanında yer alırlar. Erkeklerdeki ağırlığı 125-170gr, kadınlarda 115-155gr arasında değişir. Boyu 11-12cm, kalınlığı 3.5-4cm, eni 5-7.5cm olup fasulye biçiminde çift organlarımızdandır. Sağ böbrek sol böbrekten 1-2cm kadar aşağıdadır. Bu kadar küçük olan bu organların fonksiyonları ise düşünülemeyecek kadar büyüktür. Böbrekler yerlerine çok sıkı bağlanmışlardır. Solunumla hareket ederler.Her iki böbrekte yaklaşık olarak 2.400.000 civarında nefron adı verilen süzme üniteleri vardır. Bunların sayısı yaşlanmayla birlikte azalır. Kalbin dakikada pompaladığı 5-6 litre kanın 1.5’i böbreklerden filtre olur. İki böbrekte bulunan nefronlardan 1 dakikada 1 litre kan geçmektedir. Tüm bunlar böbreklerin vücut için ne kadar hayati önemi olduğunu göstermektedir. Böbreklerden geçen kan filtre edildikten sonra yararlı maddeler (kan elemanları, proteinler gibi) tekrar kana verilir, vücuttan uzaklaştırılması gerekli olan zehirli maddeler ise idrarı oluşturur.

Böbrekler yaptıkları birçok fizyolojik fonksiyonlarla canlının var olabilmesinin şartı olan iç ortamın sabitliğini devam ettirmeye çalışırlar;

1- Metabolizma sonucu meydana gelen artıkların, kandaki zehirli maddelerin atılma işlemidir ki, bu gerçek anlamda idrar yapma olayıdır.

2- Vücudun sıvı-iyon dengesini ayarlar.

3- Asit-baz dengesini ayarlar.

4- Vücutta kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan vücut için zararlı zehirli maddelerin atılmasını sağlar.

5- Birtakım hormonlar salgılayarak vücudumuz için çok gerekli bir takım düzenlemeler yapar.Bunlar şunlardır:

– Kan yapımını “eritropoetin” salgılayarak düzenler.

– Kan basıncını “renin” salgılayarak ve onu kana vererek ayarlar.

– Kemik mineral yapısını 1.25 dihidroksikolekalsiferol salgılayarak (Vitamin D’nin aktif metaboliti) dengede tutar. Bu hormonların yapım ve yıkım yeridir.

6- Vücudun tüm organlarıyla bir bütün olarak düzenli çalışmasını sağlar.

Böbrekler, bu fonksiyonları bozulunca görevlerini yerine getiremeyecek; kanda atılması gereken maddeler atılamayacak, kanda birikerek semptomlar verecektir, idrar miktarında azalma olacaktır. Sonunda böbrekler iflasa kadar gidecektir. Biz buna “üremi” halk arasında kana idrar karışması demekteyiz. Böbrek hastalıklarının çoğu sinsi ve ağrısız seyreder. Fonksiyonu bozulan böbrek idrarla atılması gereken zehirli maddeleri süzemeyerek kanda çeşitli semptomlar vereceklerdir. Böbreklerin fonksiyonlarının azalması ve kaybolması anı ise (akut) geriye dönüşebilen; yıllar içinde sessizce devam ederek gelişiyorsa (Kronik) geri dönüşü olmayan bir tablo ortaya çizer.

Akut böbrek yetmezliğinin nedenleri şunlardır:

1- Ağır kanama, kusma, yanık sonucu kan basıncının düşmesi.

2- Bazı böbrek hastalıkları sonucu; örneğin: Nefrit, böbrek damar tıkanması.

3- İdrar yollarında tıkanıklık: Prostat büyümesi, taşa bağlı tıkanma.

4- Gebelik: Sağlıksız koşullarda yapılan düşükler, gebelik zehirlenmesi, kanamalar.

5- İlaçlar: Gelişigüzel kullanılan ilaçlar, İlaçlara bağlı en sık karşılaşılan bir sorundur. Onun için doktor denetiminde ilaç kullanılmalıdır.

6- Depreme bağlı kas zedelenmeleri ve sıvı kaybı, yeterli sıvı alamama vs.

7- Ameliyatlar: Özellikle büyük ameliyatlardan sonra sıklıkla görülür.

Akut böbrek yetmezliği vakaları çok titizlikle, gerektiği gibi tedavileri yapıldığı taktirde tamamen iyileşme şansı yüksektir.

Kronik böbrek yetmezliğinin nedenleri şunlardır:

1- Tüm böbrek hastalıkları tedavi edilmezlerse er geç kronik böbrek yetmezliğine girer.

2- Şeker hastalığı.

3- Hipertansiyon.

4- Taş, tıkanma, tümör gibi idrar yolu hastalıkları önemli nedenlerdir.

5- Diğerleri

Burada ben, şeker hastalığı ve hipertansiyon üzerinde önemle durmak istiyorum. Çünkü her iki hastalık da tedavi edilmedikleri takdirde böbrek yetmezliğine gidecektir. Toplumumuzda her iki hastalık da çok sık görülmektedir.

Böbrekler, hipertansiyonun en önemli hedef organlarındandır. Esansiyel olarak adlandırdığımız nedeni belli olamayan yüksek tansiyonlu hastaların, tedavi edilmezlerse, %15’i vefat ederler.

Diyabetin (şeker hastalığı) böbrek komplikasyonları yüz yıldan beri bilinmektedir. Ancak yakın zamanlara kadar klinik seyir hakkındaki bilgiler yeterli değildi. Son yıllarda yapılan çalışmalar sayesinde varılan sonuçlar bütün diyabetik hastalarda diyabetik nefropatinin gelişeceğini göstermişlerdir. Klinik takiplerinin çok titizlikle yapılması gereken bu hastalar, yakın zamanlara kadar ancak semptomik tedavi ile desteklenebilirken, şimdi daha radikal tedavi imkanlarına kavuşmuş bulunmaktadır ve daha bilinçlenilmiştir.Yani her diyabet hastası böbrek yönünden de kontrollerinin yapılması gerektiğini hasta bilmeli doktoru da uyarmalıdır.

Böbrek hastalıklarının belirtileri ise sessizdir. Böbrek hastalıklarıyla ilk uğraşan bilim adamlarından Volhard : “Ah bu hastalık ağrılı olsaydı” diye yakınmıştır.. Gece idrara kalkma, halsizlik, nefes darlığı, hipertansiyon, el, ayaklarda ve gözlerde şişme olabilir. Tek belirtisi gece sık sık idrara kalkma olabilir, ayrıca böbrek yetmezliği hastaları kulak burun boğaz kliniğine burun kanaması, gastroenteroloji kliniğine mide kanaması şikayetiyle gittiklerinde böbrek hastası oldukları anlaşılabilir.

Böbrek hastalıklarını ise genelde:

– Glomeruler hastalıklar (Akut ve kronik böbrek iltihabı olarak bilinen hastalıklar)

– Tubüler hastalıklar

– Kongenital hastalıklar

– Kalıtımsal hastalıklar

– Damarsal böbrek hastalıkları

– Gebelik zehirlenmesi

– Taş hastalıkları

– İdrar yolu iltihapları

– İdrar yollarının daralması ve tıkanması

– Hipertansiyon ve diyabet (şeker) hastalığı gibi sistemik hastalıklara bağlı böbrek hastalıkları.

– İlaçlara bağlı gelişen böbrek hastalıkları vs. şeklinde sıralayabiliriz.

Bunların oluşturacağı klinik belirti ve bulgular her hastalığa göre farklılık gösterir. İdrar yollarında akımın engellenmesi iltihaplanması dışında böbrek hastalıklarında ağrı sık görülmez. İdrar yapmada bozukluklar; sık idrara çıkma, gece idrara çıkma, ağrılı idrar uykuda idrarı tutamama gibi bozukluklar görülür. İdrar miktarında azalma veya çok idrara çıkma veya hiç çıkmama gibi belirtiler olabilir. Ayrıca böbrek hastalığının genel bulguları vücutta sıvının birikmesi (ödem) gözlerde, ayaklarda vs görülebilir. Kan basıncı yükselmesi ve bunun getirdiği bulgular görülür. Baş ağrısı, baş dönmesi kulak uğultusu gibi. Üremiye bağlı belirtiler görülür. Üremiye bağlı olarak iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal gibi sindirim sistemi belirtileri bunun yanında burun kanaması ağızdan kan gelmesi dışkı ile kan gelmesi gibi kanama belirtileri görülür. Bunu takiben üremi koması görülür. Üremi koması eskiden (diyaliz tedaviye girmeden önce) çok görülürdü. Şimdi ise (diyalizin tedaviye girmesinden sonra) koma görülmemektedir

Tanıya gidilmesi için en önemli tetkik idrar muayenesidir. Hem çok ucuz hem çok basit bir yöntemdir. Onun için her 6 ayda bir idrar muayenesi yaptırabilirsiniz. Böbrek hastası olma korkusunu üzerinizden atabilirsiniz. Bundan da senede bir sağlık kontrolünden geçerek, tetkiklerinizi yaptırdığınızda daha emin olursunuz ve hastalık belirtileri ve bulguları var ise devamlı doktor gözetimi altında bulununuz. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; böbreklerle ilgili rahatsızlıklarda üzerine titizlikle durduğunuz zaman hastalığınız ne olursa olsun yaşama şansınız artar.

Kronik böbrek yetmezliğinin tedavisi:

– Diyaliz (Periton diyaliz ve hemodiyaliz.)

– Transplantasyondur.

Ülkemizde bu tedavi yöntemlerinin tümü yapılmaktadır. Şunu da söyleyebilirim ki yaptığımız araştırmalarda 25 yılını dolduran hem hemodiyaliz hem de transplantasyonlu hastalarımız vardır. 1999 yılında en uzun yaşayan hemodiyaliz (23 yıl 7 ay), transplantasyon (20 yıl), SAPD (karından diyaliz, 7 yıl) hastalarına vakfımız tarafından ödül verilmiştir.

Ülkemizde Sağlık Bakanlığı 2002 yılı son kayıtlarına göre 26.393 hasta diyalize girmiştir. Bunlardan 23.255’i Hemodiyaliz, 3.138’i Periton Diyalizdir. 550’si de transplantasyondur. Transplantasyon vaka sayılarının artması en büyük arzumuzdur.

Erzurum’da periton diyalizi ve hemodiyaliz ülke çapında ilkler arasındadır.

Böbrek hastası olunmaması için sizlere önerilerimiz ve sorularımız aşağıdadır:

* Sağlıklı yaşamın eğitimden geçtiğine inanıyoruz.

* Sağlıklı yaşam için altı ayda bir idrar muayenesi, senede bir defa sağlık kontrolünden geçiniz.

* Gelişigüzel ilaç kullanmayın ,böbreklerinizi bozmayınız.

* Şişmanlığa ve dengesiz beslenmeye son. Bilinçli egzersize ve sağlıklı yaşama merhaba.

* Sağlıklı beslenme sağlıklı yaşamın bir parçasıdır.

* Sağlıklı yaşam için çevre ve vücut temizliğine özen gösterelim.

* Soğuktan, enfeksiyondan, bulaşıcı hastalıklardan korununuz. Böbrek hastası olmayınız.

* Evrensel enfeksiyon önleme kurallarına uyalım, uymayanları uyaralım ve sağlıklı yaşayalım.

* Her bağışlayacağınız organ bir hayatı yeniden filizlendirir.

* Organ bağışlayın, mutlu edin, mutlu olun!

§ Kan basıncı ve kolesterol düzeylerinizi biliyor musunuz?

§ Hipertansiyonun kalp, böbrek ve gözleri bozduğunu biliyor musunuz?

§ Kolesterol seviyesinin yüksek olmasının getirdiği sorunları biliyor musunuz?

§ Egzersizin kolesterol seviyesini düşürdüğünü biliyor musunuz?

§ Şişmanlığın hipertansiyon için risk faktörü olduğunu biliyor musunuz?

§ Üç beyazdan (tuz, un, şeker) sakınılması gerektiğini biliyor musunuz?

§ Egzersizin kemik metabolizmasını güçlendirdiğini biliyor musunuz?

Önerilerimize uyulduğu ve sorularımızın cevabını bildiğiniz ve gerekeni yaptığınız takdirde sağlıklı kalacağınıza inanıyorum.



Prof. Dr.Ayla SAN

Anadolu Böbrek Vakfı Başkanı

Etiketler